[İzledim] Sherlock Holmes 2

Written by bbuyukguzel. Posted in Genel, Okudum / İzledim

sherlock-holmes-a-game-of-shadows

Öncelikle, 3 aydan biraz daha uzun süredir hiç yazı yayınlamamışım bunun farkına vardım.Üniversitedeki ilk ayımda zaten yazı yazabileceğim bir bilgisayarım yoktu.Sonrasında ise hevesim kaçmıştı.Bu aralar herhangi bir konuda sıklıkla başıma geldiği gibi…Şuan taslaklarda 2 yazım var.Bu haftam tamamen boş aslında.Belki geç de olsa o yazıları tamamlar ve yayınlarım.Lafı fazla uzatmadan, diyeceğim o ki Sherlock Holmes 2′yi izlemem 3 aylık sessizliğime bir son verdi.

Sinemaya tek başıma gitmeyi pek sevmediğimden ve yeni arkadaşlarımın çoğu Imdb usulü önyargılara sahip olduklarından Ankara’da henüz sadece 2 kere sinemaya gidebildim.Zaten ilk seferinde fırsat bu fırsat 2 filme girelim bari demiştim.Geleyim film hakkında düşüncelerime.

  • Genel itibariyle harika bir filmdi.Direk 8.5/10 puan vermekle başlayayım.
  • Müzikler ilk filmde olduğu gibi Hans Zimmer imzası taşıyordu.Zaten Hans Zimmer dediğim için fazla açıklama yapmaya gerek duymuyorum.İlk filmdeki Discombobulate isimli giriş müziği ikinci filmde de vardı.
  • Senaryo tek kelimeyle mükemmeldi.Olaylar birbirlerine çok iyi bağlanmıştı.Çoğu şeyi tahmin etmek zordu.Olay örgüsü içerisinde fazlaca “beklenmedik” şey gerçekleşti.
  • Robert Dawney Jr. hayranlığımı bir kenara bırakacak olursam, oyunculuklar takdire şayandı.Bu filmle de Robert Dawney hayranlığım bir kat daha arttı.
  • Türü gizem ve macera ağırlıklı olan bu filmde çok sağlam espriler de vardı.Birkaç sahnede salonca katıla katıla güldüğümüz oldu.Sanırım ilk filmde de böyle birkaç sahne vardı.Bence bu durum “çok iyi oldu çok da güzel iyi oldu tamam mı” :)
  • İlk filmde olduğu gibi bu filmde de 18. yüzyıl ingiltere’si harika bir şekilde bizlere aktarılıyor.Filmi izlerken hiç yapay bir atmosfer havası sezmedim açıkçası.Döneme uygun yapı,araç,kıyafet,silah vs. gibi şeyler gayet iyi kullanılmıştı.Aynı havayı bir de Indiana Jones’da sezmiştim.Sanırım eski zaman havası veren filmler listesi yapsam ilk 2′yi bu filmler alır.
  • İlk filmdeki dövüş sahnesi o kadar iyiydi ki hala hatırlarım.Bu tür sahneler ikinci filmde de gayet başarılı bir şekilde mevcut.Başrol oyuncularının değişmemesi,Sherlock’un Watson’un köpeğiyle uğraşması,evi vb. unsurların aynen korunması hoştu.Gerçi serinin devamı gelirse 3. bir dövüş sahnesi klasikleşti damgası yiyebilir..
  • Müziklere zaten söylenecek bir şey yok.Bunun yanında efektler de oldukça iyiydi.Matrix tarzı yavaş çekim sahneleri,patlamalar vs. çok başarılıydı bence.Normal akışında giden bir sahnenin birden yavaş çekime geçmesi ve ardından gelen,insanı o atmosfere başarıyla sokabilen sesler..
  • Hala Adana’da olsam nüfusu ve bu yazıyı okuyabilecek Adana’lı,potansiyel bir sinemaseverin sayısını düşenerek bunu yazmazdım ama Ankara nüfusunu dikkate alırsam bunu yazmam gerek sanırım.Ankamall-AFM sinemasında altyazı ciddi anlamda sorunluydu.Şöyle tarif etmeye çalışayım : “3D bir filmde gözlüğü çıkardığınızda altyazı nasıl gözüküyorsa bu salonda da aynen öyleydi.Salonda çoğu kişi bu durumdan şikayetçiydi.Yani size tavsiyem farklı bir sinemaya gidin..
  • Şunu da eklemeden geçmek istemiyorum.Sinemaya gittiğim bir arkadaşım ilk filmi izlememişti.Buna rağmen filmden çıkınca filmi çok beğendiğini söyledi.Gerçekten de serinin ilk filmiyle öyle aman aman bir bağlantı yoktu.Tabi ki ilk filmi henüz izlememiş olanlara izleyip gitmelerini öneririm ama öyle de izlenebiliyormuş demek ki.
  • Bu arada tren sahnesinde Robert Dawney Jr. makyajı akmış haliyle tıpkı Jocker’e benzemiyor muydu sizce de? :)

[Okudum] Kara Yağmur

Written by bbuyukguzel. Posted in Genel, Okudum / İzledim

kara_yagmur

Merhabalar ,

Bu kitabı bitirerek uzun zamandır ara vermek zorunda kaldığım “kitap okuma” hobime paytak bir adım atmış bulunmaktayım.Net bir tarih veremeyeceğim ama YGS’den beri kitap bitirmedim.Tanrıların Arabaları’na başlamıştım ama 20 sayfa kadar okuyup bırakmıştım.Daha doğrusu , dediğim gibi bırakmak zorunda kalmıştım.

Ama kötü olmuş gerçekten…Artık koltuğa veya yatağa gömülüp saatlerce kitap okuyamıyorum.Kitap okumanın benim için su içmek kadar önemli olduğu zamanları bilirdim.Ama siz siz olun böyle bir şeye asla ama asla uzun soluklu bir ara vermeyin.Sonuçları felaket olabilir benden söylemesi.

Az önce baktım da bu kitaba başlayalı neredeyse 1 ay olmuş.Bunun 2 nedeni olabilir.1)Sıkıcı bir kitaptır 2)Yukarıda bahsettiğim okuyamama sorunumdandır.

Fazla uzatmadan kitaba gelelim…

Kitap , aslında kapağında belirtildiği gibi Neo-nazi ve Türk işçiler arasındaki kavganın olduğu bir zaman diliminden başlamıyor.Sanırım burada insanlarda merak uyandırıp satışları arttırma gibi bir durum söz konusu olabilir.Kitap , aşırı milleyetçi kesimle müslümanların biraz sorunlu olduğu dönemden başlıyor.Bu sorunlu ortamın asıl nedeni cami inşaası.

Kitabı okurken bu tarz bir olayın yaşandığı aklıma geldi.Belki olay olmadı ama gazetelerde çıkmıştı diye hatırlıyordum.Demin biraz araştırdım da gerçekten Köln’de bazı olaylar yaşanmış.

[İzledim] Harry Potter Ve Ölüm Yadigarları Bölüm 2

Written by bbuyukguzel. Posted in Genel, Okudum / İzledim

Harry_Potter_ve_Olum_Yadigarlari_Part_2

Bugün , önceden herhangi plan olmaksızın aniden filme gitme fikri çıktı ortaya.Genelde plansız yaşamam ama fena hiç fena değilmiş bir kez daha fark ettim.Filme geçmeden önce şu kısacık olayı anlatayım.Yazılarımı okuyanlar hatırlar , Limit Yok filminde bilet alırken saçma bir dialog yaşamıştım.Yine bilet alırken ilginç bir dialog oldu.

Filme eski bir hocamla gitmiştim.Biletleri alırken kadın bize “Genç Türkcell var mı?” diye sordu.Hocam bana dönüp aynı soruyu tekrarladı.Ve ben de hemen “Genç Vodafone var olmaz mı?” dedim.Kasada kısa bir kopma anı yaşandı.Tamam belki herkes içinden koptu ama yine de komikti ve güldük yani :)

Gelelim filme…

Film , Voldemort’un mürver asa’yı almasıyla , birinci kısmın bittiği yerden başlıyor.Sanırım yönetmenin (veya her kimse) yaptığı en akıllıca şey böyle güzel bir yerde filmi 2′ye ayırmak olmuş.

Sonra hızlı bir hortkuluk avı başlıyor.Gerçekten olayların işlenme süresi kafamı karıştırdı.Sıra son hortkuluğa gelene kadar olaylar çok hızlı gelişiyor.Kitapta da mı öyleydi film boyu bunu düşündüm.

Ve şuan saatin 02:04 olması üzerine bundan sonra film izlenimlerimi sıralama şeklinde yapmaya karar verdim.Paragraflar halinde yazmaya çalışmak canımı sıkıyor.

25 Harika TED Videosu ve Altyazıları #1

Written by bbuyukguzel. Posted in Genel, Listeler, Okudum / İzledim

Merhabalar,

Öncelikle TED nedir?Ayrıntılı açıklamasına şu adresten bakabilirsiniz.

Ama ben 1 cümleyle anlatacak olsam ; konularında uzman müthiş insanların konuşmalarının olduğu , insanın ufkunu genişleten bir nevi kişisel gelişim platformu diyebilirim.Tabiki çok farklı alanlarda , çok farklı konuşmalar var ama dediğim gibi bu benim yorumum..

En sevdiğim videoyu birinci sıraya koyarak listeye başlayalım.Diğer videolar için belirli bir sıra yok.Hepsini de izlemedim açıkçası.Bu listeyi FriendFeed’deki bir feedden oluşturdum.Yazının sonunda burdaki tüm videoların Türkçe altyazılarının olduğu dosyayı paylaşıyorum.

Videoları , bu sayfa üzerinden veya altlarındaki linke tıklayıp açılan sayfadaki download butonundan bilgisayarınıza indirip , verdiğim altyazılarla birlikte izleyebilirsiniz..

Ve hemen ekleyeyim en kısa zamanda yazının 2. hatta 3. kısımlarını yayınlayacağım..

Not:Sayfayı açtığınzda videoların gözükmesi 5-10 saniye kadar sürebiliyor.Ama yazının buraya kadarki kısmını okuduysanız muhtemelen videolar yüklenmiş olacaktır :)

Ken Robinson diyor ki; “Okullar yaratıcılığı öldürüyor.”

[İzledim] Fast And Furious 5

Written by bbuyukguzel. Posted in Genel, Okudum / İzledim

Merhabalar ,

Dün Hızlı ve Öfkeli 5 filmine gittim.Aslında filmin ismi “Fast Five”.

Nedendir bilmem ama bundan önceki tüm filmlerde “öfkeli” ifadesi varken bu filmde geçmiyor.Ama bana göre öfkeli sıfatını en çok hak eden film buydu.Hatta filmin konusu öfke üzerine kurulmuştu ya neyse.

Filmin konusu kısaca şöyle ;

Brian ve Mia Toretto (Brewster), Dom’u özgürlüğüne kavuşturduktan sonra, yetkilileri atlatmak için sınırları geçtiler. Şimdi Rio de Janeiro’nun bir köşesinde ortaya çıkıyorlar. Özgürlüklerini kazanmak için son bir işe asılmak zorundalar. Alışılmadık müttefikler, en iyi yarışçılardan oluşan seçkin ekiplerini bir araya getirirken, onların ölmesini isteyen ahlaksız iş adamından kurtulmanın tek yolunun, onunla karşılaşmak olduğunu biliyorlar. Ama onların peşine düşen sadece bu iş adamı değil.

İnatçı federal ajan Luke Hobbs (Johnson) asla hedefini kaçırmıyor. Dom ve Brian’ın izini sürmekle görevlendirilince, onları yakalamak için ekibiyle birlikte kapsamlı bir operasyon başlatıyor. Şimdi Hobbs, başka biri elini çabuk tutup onları yakalamadan önce, avını köşeye sıkıştırmak için içgüdülerine güvenmek zorunda.

Kendi yorumama gelecek olursam ;

Öncelikle , kadro olarak söylenebilecek hiçbir şey yok zaten.Bir kere Jordana Brewster tek başına yeter.Hatta artar bile :) Ama onun yanına Vin Diesel’da geldi mi film tadından yenmiyor.Paul Walker’ı  Dwayne Johnson’ı da seven çok büyük bir kitle var ama benim favori ikilim onlar değil.

Oyuncular dışında filmin aksiyon dolu olduğunu söyleyebilirim.Filmin temposu da bir an bile düşmüyor.O yönden de harika bir film.

[İzledim] Yaşam Şifresi

Written by bbuyukguzel. Posted in Genel, Okudum / İzledim

Merhabalar ,

Dün akşam uzun bir aradan sonra babamla sinemaya gittik.En son Inception’a gitmiştik.Tarz olarak bu film de ona benziyordu hani..

Imm ben dayanamacağım daha fazla uzatmadan söylemek istiyorum.Film harikaydı.9/10 veriyorum.Hatta 9.5/10 bile olabilir.Hatta biraz daha ileri gidecek olursam Inception’dan daha iyiydi diyebilirim.Ve böyle düşünen tek insan evladı ben değilim şahitlerim var :)

Filmin konusu kısaca şöyle ;

Yüzbaşı Colter Stevens (Jake Gyllenhaal) hız treninde uyanır ve buraya nasıl geldiğine dair hiçbir fikri yoktur. Karşısında Christina (Michelle Monaghan) adlı kendinin tanımadığı ama belli ki kadının kendini tanıdığı birisi oturmaktadır. Tuvalette kendine sığınacak yer ararken aynada kendi yerine başkasının yansımasını görmesiyle şok olur ve cüzdanında da bir sınıf öğretmeni olan Sean Fentress’ın kimliği vardır. Aniden trenin içinde büyük bir patlama meydana gelir…

Hemen ardından Colter yüksek teknolojili bir tecrit birimine gönderilir ve uniformalılardan Goodwin (Vera Farmiga) onun gördüğü herşeyden haberdar gibidir. Colter Chicago’da bir treni havaya uçuran ve daha binlercesini de öldürmeyi planlayan bombacıyı saatler öncesinden tarif edebilmek için yüksek-önemlikli bir göreve atanır. Çok gizli bir program olan “yaşam şifresi” sayesinde Colter paralel bir gerçeklikte Sean olarak davranabilmektedir.

Trene her dönüşünde Colter’ın bombacının kimliğini tanımlayabilmesi için sekiz dakikası vardır. Her seferinde yeni deliller toplasa da avı onu atlatmayı başarır. Daha fazla bilgi aldıkça, bu ölümcül faciayı önleyebileceğine daha çok inanır , elbette zaman onun önüne geçmezse…

Şimdi geleyim kendi yorumuma..

[İzledim] Limit Yok

Written by bbuyukguzel. Posted in Genel, Okudum / İzledim

Merhabalar ,

Bugün kadim dostum Fatih’le Limit Yok’a gittik.Aslında bu filmin adı bariz şekilde Limitsiz.Tamam Türkçe’ye tam anlamıyla çevrilen bir film ismi yok ama insaf ya…Zaten bilet alırken Limitsiz diyince bayan Limit Yok diye düzeltti.İşte o an benim bittiğim andı (!) Ben de “eh o olsun” dedim ve konuyu kapattık :)

Hazır yazıya sinemadan başlamışken ; altyazı çok kötüydü.Bunu söylemeden edemeyeceğim.Ana karakterimiz zaten çoğu zaman beyaz gömlekle karşımıza çıkıyor ve altyazı da beyaz olunca hiç birşey okunmuyor.Tahminen bir 50-60 kelime kaçırmışımdır.Bu yüzden kendi kendime sinirlendiğim doğrudur evet…

Gelelim filmin konusuna ; ana karakterimiz olan Eddie (Bradley Cooper) , tabiri caizse sefalet içinde yaşayan bir yazar.Sevgilisiyle ilişkileri berbat bir halde.Üzerinde çalıştığı kitapta henüz tek bir cümle bile yok.Kendini içkiye vurmuş , beş parasız bir insan …

Eddie bir gün sokakta , eski karısının kardeşiyle karşılaşır.Eddie’nin bu sefil halini gören kayınbiraderi Vernon Eddie’ye bir hap vermeyi önerir.Bu hap insan beynini ortalama %20 olan kapasitesinden çok çok daha ileriye taşıyacaktır.Eddie hapı istemeden de olsa alır ve kısa bir süre sonra dayanamayıp dener.

O andan itibaren herşey değişecektir.Dünyayı daha farklı görmeye başlamıştır.Etrafındaki herşeyin farkındadır.Her ayrıntıyı görmektedir.Herhangi bir zaman diliminde duymuş olduğu ama hatırlamadığı herşey zihninde belirmektedir.Beyni bir hesap makinesinden hatta bilgisayardan farksızdır…

Bu noktada konuyu kesiyorum.Zaten (spoiler olmayacak) resimden de görüldüğü gibi adamın hayatı çok farklı bir hal alacak..Daha önce Sihirbazın Çırağı filminde bahsettiğim bir olaya geleceğim.Hap konusu oldukça mantıklı bir senaryoya bağlanmıştı.Yani normalde beynimizin %20 sini kullanıyoruz.Ama hapı içtikçe bu % tavan yapıyor.Tavan yapma kısmı bana hiç de mantıksız gelmedi.Muhtemelen askeri düzeyde bu tarz araştırmalar yapılıyordur..Ama asıl etkileyici kısım hapın etkileriydi.Mesela hapın etkisi zeki insanlarda daha fazla olmaktaydı.

[İzledim] Sanctum

Written by bbuyukguzel. Posted in Genel, Okudum / İzledim

Filmde kısaca ; dünyanın en karmaşık tünel sistemini keşfetmeye çalışan bir grup insanın başına gelen olayları anlatılıyor.Tünel sistemi dediysek , ciddi anlamda karmaşık ve büyük bir tünel sistemi.

Öyle bir sistem ki giriş krater gibi bir yerden aşağı inerek başlıyor.Son keşfedilen yerlerin yakınındaki ileri üs bile kilometrelerce uzakta…

Ve demin öğrendiğim kadarıyla bu film , yaşanmış bir olayın uyarlamasıymış.Filme saygım biraz daha arttı.

Görüntü olarak, 3D olarak izlemek elbette bir başka.Ama Avatar’daki gibi bir 3D izlenimine kapılamadım bir türlü.Belki Avatar’dan sonra beklentim arttı ama yine de görüntü olarak birçok 3D filmden daha iyiydi.Dalış sahneleri falan oldukça güzeldi.

Benim yorumlarıma gelecek olursak ; filme 3 kişi gittik ve diğer 2 kişi filmi hiç beğenmedi.Hatta bunu öyle bir belirttiler ki kendimden şüphe ettim :) “Bunlar berbat diyor ben nasıl bu kadar beğendim” falan demeye başlamıştım filmden çıkınca.

Sonra filmle ilgili sinemalar.com’daki yorumlara bakınca rahatladım.Ciddi anlamda filmi beğenen bir kitle varmış.Ben zaten yapım itibariyle belgeselleri çok severim.Bu film de aslında belgesel gibi birşeydi.Daha önce hiç bu tarz bir sualtı belgeseli izlediğimi hatırlamıyorum.Filmi izleyip tüp olsun,dalışta yapılanlar olsun,tehlike durumlar yapılanlar olsun beni çok etkiledi.

Aksiyon,heyecan,gerilim dolu bir filmdi.Hatta bir sahne Testere serisini aratmadı desem yeridir.İçin gitti o an ya.Hala gözümün önüne geliyor.

[Okudum] Silah Tüccarı – Dr.House

Written by bbuyukguzel. Posted in Genel, Okudum / İzledim

Merhabalar ,

Bu yazıda , Dr. House dizisiyle tanıdığımız (evet tanıdık.Herhalde izlemese de birçok insan en azından duymuştur.) Hugh Laurie’nin yazdığı kitaptan bahsedeceğim.

Kitaptan yaklaşık 1 ay önce haberim oldu ve çok şaşırdım açıkçası.Tabi bunun üzerine Dr. House ve Hugh Laurie hayranı birisi olarak kitabı hemen alıp okumam gerekiyordu.Velhasıl kelam kitabı aldım ve hemen bitirdim.Ama belirtmeden edemeyeceğim.Almadan önce aklımda bir takım şüpheler vardı.Yani bir bir insan hem iyi bir oyuncu hem iyi bir müzisyen hem de bir yazar olabilir miydi ki?Böyle bir insan olma ihtimali % kaçtır ki?

İnsanın aklına bu adam hangi ara 400 sayfalık bir kitap yazdı?Bu adam eğer “bu konuda da” iyiyse  hangi ara kitap yazacak vakti buldu tarzında sorular gelebilir.Mankenlerin şarkıcı olduğu (bir sorunum yok 2 alanda da iyi olabilir,iyiyse yapsın tabi) bir ülkede yaşıyoruz.Bu yüzden nasıl böyle düşündüğümü yadırgamayın :)

Neyse…Bu düşüncelerim kitabın ilk sayfasını okumamla toz olup uçtular.Kitap , kendisini daha en başından belli ediyor.Bu arada içeriğe geçmeden hemen önce ekleyeyim.Hugh Laurie bu kitabı 1996 yılında yazmış.Türkçe’ye çevrilmesi 14 yıl sonra gerçekleşiyor evet…Tabi bu konuda Dr. House dizisinin Türkiye’de de oldukça popülerleşmesinin etkisi çok büyük.Belki de tek nedenidir , bilemeyeceğim.

Gelelim kitabın konusuna ;

Thomas Lang , İskoç Muhafız Birliğinden yüzbaşı rütbesiyle ayrılmış bir askerdir.Muhafız Birliğinden ayrıldıktan sonra bir nevi paralı askerlik yapmaktadır.Bir gün , bir iş adamını öldürmesi için yüklü bir miktarda para teklifi alır.Ancak Lang , bu işlerin adamı değildir.Kendine has kuralları vardır.Bu yüzden teklifi kabul etmez ve kendisinden öldürülmesi istenen kişiyi uyarmak ister.Ancak olaylar bu aşamadan sonra oldukça karışacaktır.Lang , bu işte yalnızdır ve çok büyük bir planın içerisinde olduğunu anlaması uzun sürmeyecektir.